PARAZİT:TOPLUMA TUTULAN BİR AYNA

2019’un önemli filmlerinden olan Güney Koreli yönetmen Bong Joon Ho’nun filmi Parazite ile başlamak istiyorum. Bu kara komik ve gerilim filmi Cannes’da altın Palmiye ödülünün, Altın küre de en iyi yabancı dilde film ödülünün sahibi olurken Oscar’da En İyi Uluslararası Film, En İyi Yönetmen gibi ana kategoriler ile En İyi Orijinal Senaryo ve En iyi Film, En İyi Kurgu, En İyi Prodüksiyon Tasarımı olmak üzere 6 dalda Oscar adayı olmuştur. Bu ödüllerin ilk dördüne sahip olmuştur. Bu film çokça konuşuldu ve bunu da hak ediyor diyorum ve devam ediyorum.

Öncelikle filmin, ismini hakkıyla taşıdığını söylemeliyim. Parazit, bir canlıya bağımlı olarak yaşayabilen ve üzerinde yaşadığı canlıya zarar verebilen organizma. Bizde paraziti birbiri üzerinde parazitlenmiş farklı sınıf yapılarındaki aileler üzerinden izliyoruz.

Film, Kim ailesinin günlük işler yaparak geçimlerini sağlamaya çalıştıkları esnada oğulları Ki-woo’nun arkadaşının kendisine Park ailesinin kızlarına İngilizce dersi vermesini teklif etmesi ile başlar. İşi alan Ki-woo sonrasında ailenin diğer üyelerini de, ilişkilerini açık etmeden işe aldırır ve Kim ailesinin bütün üyeleri Park ailesin yanında çalışmaya başlamıştır.

Film toplumsal sınıfların kimlik özelliklerini bu iki aile üzerinden anlatır.Bunu koku üzerinden (filme aynı sınıfa ait insanların kokularının benzemesi), yaşamsal alan da ve aile bireylerinin davranışlarında gözlemliyoruz. Zenginlerin gerçekten kibar mı yoksa zengin oldukları için mi kibar davrandıklarını film içerisinde bir diyalog ile sorguluyor. Film boyunca sınıfların bu iç içe yaşamında nasıl birbirinden uzak iki ayrı dünya olduğunu izliyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bulunan kapitalist toplumun, sınıflar arasında yarattığı bu uçurumu belli başlı metaforlarla anlatıyor yönetmen. Bu metaforları filmin akışında iki aile için nasıl yaşandığı ve neler ifade ettiğine dikkat çekiyor.

Filmde sınıflar arası uçurum gözler önüne serilirken bunun yanında aynı sınıfa mensup olan ailelerin birbirleri ile mücadele içinde olduğuna şahitlik ediyoruz. Beklenenin tam tersi bir durum olan sınıf içi çatışmayı filmin merak ve heyecan dozunun arttığı sahnelerde fiziksel şiddete dönmüş halde izliyoruz. Bu sosyal bilimcilerin öngördüğü bir durum değildi. Bu durumun günümüz toplumunun iyi bir analizi olduğunu düşünüyorum. Joker ve Prazite’nin izleyiciler tarafından gördüğü rağbet bireylerin derinleşen sınıfsal ayrılılar üzerine artık zorunlu bir farkındalığın gerçekleştiğini düşündürdü. Her şeyi  hızlıca tükettiğimiz bu dönemde  bu filmi hızlıca tüketmeden bahsettiğimiz konulara  eleştiriden ziyade bir ayna oluşunu anlamaya çalışarak izlemek bize çok şey katacaktır diye düşünüyorum.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın